Tag Archives: huzur

Gündüzün Telaş, Gecen Telaş, Ne Olur Biraz Yavaş…

Bugün söz ‘Konuk Yazar’da:

———————-

Sabah berbat bir güne uyandığınızı düşünün.

Sevmediğiniz işinize giderken otobüsü kaçırmış olmanın verdiği rahatsızlık ve sabah sabah daha afyonunuz patlamamışken yürüyeceğiniz duraklar uzadıkça uzuyor gözlerinizde… Derken… Yaşlı bir kadın yaklaşıyor yanınıza:

Bir mendil almaz mısın?

Zaten geç kaldınız, bir de mendilci bu kadın çıktı önünüze.

“Bir sen eksiktin!” diye düşünürken mendilci kadına zoraki ve samimiyetten çok uzak bir tebessümle ‘hayır’ deyip yolunuza devam etmek üzeresiniz ama bir anda duyduğunuz bir cümle olduğunuz yerde kalmanıza sebep olacak gibi sanki.

– Her şey gönlünce olsun yavrum!

Sizin bir tebessümünüzü esirgediğiniz o yaşlı kadın tüm samimiyetiyle gülümseyerek sizin için iyi dileklerde bulunuyor. Bir an düşünüyorsunuz.

Nedir bu koşuşturma, neye doğru hep bu telaşla gitmelerdeyim? Ve nereye kadar böyle devam edebilirim?

Siz insanları severdiniz, oysa şimdi..? Kendinizi tanıyamadığınızın farkına varıyorsunuz. Artık kendinize zaman ayırmadığınız gibi sevdiklerinize de zaman ayırmıyorsunuz. Hatırlasanıza, çok uzak bir zaman değil daha dün gece günün tüm yorgunluğuyla eve geldiğinizde anneniz gündüz yaşadığı basit bir olayı heyecanlı heyecanlı ve uzun uzun anlatırken onu dinlemekten uzak bir halde dalmıştı gözleriniz. Cümlesinin yarısında durup ‘işte böyle’ diyerek yarıda kesmesini bile fark etmemiş, ‘ya ne güzel’ gibi anlamsız bir tepki vererek arkanızı dönüp yatağınıza gitmiştiniz. Biliyor musunuz, anneniz dün bütün gece uyumadı. Hatta arada gözyaşlarını gizlemek için kendini öyle sıktı ki derin bir hıçkırık duyuldu geceyi bölen tek ses olarak.

Ya siz, siz ne yaptınız? Bir süre yatar vaziyette, güya okumaya çalıştığınız ama elinizden düşmek üzere olan bir kitap “Güzel ve Etkili Konuşma Sanatı”… Hem okumanız gerekiyor diye düşünüyorsunuz -çünkü şirkette her sunumda nutkunuz tutuluyor- hem de gözleriniz kapandı kapanacak, içiniz geçmiş, farkındasınız ve bunun verdiği huzursuzlukla uykuya rahat dalamıyorsunuz.

Basit bir örnekti; yalnızca yakın geçmişinizden gelen ve biraz daha derin düşünmek korkuttu sizi. Bu gibi küçük ve acımasız anılarla karşılaşmaktan çekindiniz çünkü. Yaşlı kadına dönüp “bir tane alayım, lütfen!” dediğinizde onu yerinde bulamadınız. Telaşla etrafınıza baktınız; ancak o yoktu. Şimdi bir de bunun huzursuzluğu mu var içinizde? İnsanları kırmış olmanızın rahatsızlığı mı eklendi günün gerginliği üzerine. Artık bu günden hayır gelmez diye düşünüyordunuz ki, az ileride yaşlı kadına rastladınız. Bir an derin bir nefes alarak yanına gittiniz.

Bir tane alayım lütfen!

Yaşlı kadın aynı tebessümle size bir paket mendili uzattı ve verdiğiniz parayı almadan dönüp gitti!

Şaşkınlık içerisinde dururken karşınızdaki mağazanın vitrininde tanıdık bir yüz gördünüz. Size ne kadar da benziyordu ama saçları biraz daha dağınıktı. Üstelik gece makyajını temizlemeden yatmışçasına gözlerinin etrafı da simsiyah ve ıslaktı.

Ağlıyor musunuz yoksa?

Onu bu halde gördüğünüz için üzüldünüz. Birkaç saniye sonra fark ettiniz ki baktığınız mağazanın vitrini değil yatağınızın yanı başında duran ve üniversitedeki sevgilinizin ayrılmadan kıa bir süre önce hediye ettiği küçük aynanız ve gördüğünüz kendi yüzünüzden başkası değil.

Hâlâ pijamalarla olduğunuza göre gördükleriniz görmeniz gereken bir rüyadan öte bir şey değil.

Eliniz baş ucunuzdaki küçük lambaya gitti; saatlerdir yanık olduğunu düşünüp kendinize kızdınız. Oysa, yatalı daha 5 dakika olmamış bile. Bu kez, içinizi kendinizi koyvermek istediğiniz bir huzur kapladı…

Hızlıca kalkıp hâlâ yatmamış olan ve evin en sevimsiz odasının tam ortasında kurulu ütü masasında gömleklerinizi ütülemeye çalışan annenizin yanına gittiniz. Arkadan sarıldınız ona, kocaman sarıldınız.

Dur gömleğini yakacağım kızım! N’oldu şimdi!?

diyerek gülmeye başlayınca o, yanaklarından öpücüklere boğdunuz onu.

İyi geceler anne!

diyerek odanıza doğru geri dönerken öğrencilik yıllarınızdan kalma sıcak bir his geçti içinizden… Sanki hiç iş hayatına başlamamış gibi hür ve o kadar yalın uzandınız yatağınıza… Uykuya dalmadan önce, içinizde o gün biriken şu sözler döküldü gecenize:

– İnşallah, yarın sabah mendilci kadını görürüm.

——————————–

Rumuz : Sütninenin Fettucinileri

Yorum bırakın

Filed under Plaza Yaşamı, Uncategorized