Tag Archives: futbol

Nereden Çıktı (bu futbol yazısı) Demeyin…

Mahalle maçları, okul maçları, tribün muhabbetleri derken futbolu 40 yıl kadar yakından takip etmiş, onunla ilgili sayfalar dolusu en azından bir kitap dolusu yazılar yazmış ve Galatasaray sayesinde futbolu daha fazla sevmiş biri olarak (bilmem söylememe gerek var mı? Bir takımı tutmak tamamen sembolik bir tercih. Babam veya zamanında beni elimden tutup maçlara götüren amcam Fenerbahçeli olsalardı, bugün ben de pek âlâ Fenerbahçeliydim ve futbolu Fenerbahçe sayesinde daha çok sevmiş olacaktım. Ailemden sonra en uzun süreli aidiyet duygumun rengi tesadüfen sarı-kırmızı oldu, anlayacağınız) son yıllarda futbola hak ettiğinden fazla zaman ayırdığımı düşünmeye başladım. Kendimi kaptırdığımda Cuma- Cumartesi-Pazar geceleri (şimdi bir de Pazartesi akşamları eklendi bu seriye) 90’ar dakikadan 360 dakika, maç sonrası futbol geyiğini de katarsanız en az 8 saati bu uğurda harcıyor olduğumu fark ettim. Böyle bir lükse sahip olup olmadığını bir kenara bırakalım bu işi tamamen endüstriye çeviren sponsorlar ve federasyonlar futbolun masumâne seyir zevkinin de içine etiler. Mesela bu endüstride dönen paralardan dolayı ve dijital platformlara yapılan yatırımlardan yola çıkarak şunu iddia ediyorum ki, bundan sonra sittin sene bizim ligimiz bitimine haftalar kala şampiyonluğun belli olduğu bir lig ol(a)maz. Hep son haftaya kadar en fazla sondan bir önceki haftaya kadar taşınır lig heyecanı ki, para basan reklam sektörü ve diğer endüstriyel çarklar son ana kadar dönmeye devam etsin.

Bu ülkede sadece Galatasaray’a nasip olan Avrupa Şampiyonluğunu (darısı diğer takımlarımızın başına) bile tertemiz duygularla hatırlayamaz oldum. Çünkü ne zaman UEFA şampiyonluğu aklıma gelse, Fatih Terim de geliyor aklıma ve onun o başarılardan sonra iyiyden iyiye çoğalan megaloman tavırları, herkesle kavga eden agresifliği, yapmacık sempatiklikleri, ukalalıkları benim gönlüme yer etmiş o müthiş başarıya bile gölge düşürür oldu. “Taç giyen baş eğilir” derler… Oysa Avurpa Şampiyonluğu tacı Terim’in kafasını epmek şöyle dursun iyice havalara kaldırdı. Özellikle deburun bölgesini!

Benim, iş yerinde sıradan bir müdürlüğe layık görmeyeceğim adamlar milyonları peşine düşüren koca koca takımların yöneticiliğini yapar oldular. Onlar futbol sayesinde kendilerine iyi vitrin buldular ama bizler ya da benim gibiler o amigo ruhlu, mafyozi tutumlu, hönküre hönküre konuşan tutarsız ve seviyesiz yöneticiler sayesinde gönül ve ruh vitrinlerimizi süsleyen futboldan soğuduk.

Bu ve daha saatlerce anlatabileceğim sebeplerden dolayı soğudum futboldan ve son birkaç aydır sadece maç sonrası skorları almak için ya internetten ya da ertesi gün gazetelerden takip ediyorum. Dünyanın en ateşli üçüncü derbisi sayılan Galatasaray-Fenerbahçe derbisini de izlemeyerek kendimce “futbol benim hayatımdaki misyonunu artık tamamlamalı” görüşümü ve kararımı perçinledim. Akşam bir arkadaştan SMS ile öğredim ki, Fenerbahçe (yine, yeni, yeniden) yenmiş. Fenerbahçelileri kutlarım. Ancak aynı maçın haberlerine yer veren gazetelerde bugün Volkan’ın poposuyla top tutan resmini görünce resmen tiksindim.  Ve irkildim.

 

28 yaşına gelmiş, 80 kere milli olmuş bir kaleci, ezeli rakibine karşı şampiyonluk yolunda önemli bir  maçı kazanmalarına saniyeler kala bu laubaliliği, bu hakareti niye yapar… diye sabahtan beri düşünüyorum. Aynı Volkan, 2 sezon önce Nonda’ya ikram ettiği bir top sonrasında golü yemiş ve o sezon Galatasaray’ın şampiyon olmasına, Fenerbahçe’nin de muhtemelen Aziz Yıldırım hariç herkesin sevdiği hocasından (Zico) olmasına sebebiyet vermişti. Acaba, 2 yıl öncenin intikamını mı alıyordu o banâl hareketle? Ya da bu maç içinde çok hatalı bir gol yiyen Galatasaray kalecisinden dolayı rakibine kendince gönderme mi yapıyordu? “Bir sizin kalecinize bakın bir de bana bakın” mı diyordu kendince… Ben sizin toplarınızı popomla tutarım diyerek tüm Galatasaray’ı mı aşağılıyordu?  Aynı Volkan, bir önceki maçta da edep yerlerini göstermişti Galatasaray tribünlerine. Üstelik de bu yüzden 3 maç ceza almıştı… Ve Avrupa Şampiyonasında 2-0’dan mucizevi bir şekilde çevirdiğimiz Çek maçının bitimine birkaç dakika kala rakip forveti de boğazına sarılıp al aşağı ederek kırmızı kart görmüş ve yarı final maçına yedek kalecimizle çıkmamıza sebep olmuştu. Yani belli ki, bu tür vukuatları bol olan Volkan’da zeka sorunu var. Belki de beyni küçük, o da farkında ve bu açığını kapatmak için sürekli vücut geliştirmiş, kas yapmış! Zekası yerinde bile olsa kendisini kontrol etmede sıkıntı yaşadığı kesin!

Aslında ne düşünceyle yaptı bilemiyorum ama ben belki de Volkan’a bir teşekkür mesajı yollamalıyım. Yukarıda verip veriştirdiğim yöneticilerin yanıs sıra Volkan gibiler yüzünden de futbolumuzun cılkı çıktı.

 Dolayısyla bu kadar çok ve yakından takip etmeye “değmez” bulduğum futboldan uzaklaşma kararımın doğruluğu zeka ve terbiye küpü Volkan sayesinde pardon onun poposu sayesinde de teyit edilmiş oldu. Ne mutlu bana!!

……….

Bir teknik not: Bundan böyle www.plazainsanciklari.com’ u “tık”ladığınızda wordpress tabanlı değil, blogspot tabanlı bir adrese ulaşıyor olacaksınız; şaşırmayın. Yani taşındık. Bana ve sizlere ev sahipliği yapan teknolojiden memnun değildim. Umarım bu yeni adresimizde yeni ev sahibinden daha çok verim alır, hep birlikte  daha mutlu bir hayat süreriz! 😉

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized