Yetenek Onlarda, Heyecan Bende…

Bugün evde benimle dalga geçip durdular.

Sebebi de “Yetenek Sizsiniz Türkiye” yarışmasının finalini çok büyük bir hevesle bekliyor olmamdı. Kızlarım, “ba-baa çocuk gibisin” diyor, eşim aynı saatte Trabzonspor-GS maçı olmasına rağmen Hayret! Derbiyi de mi seyretmeyeceksin? diye takılıyordu. (Bu arada bir maçın “derbi” olması için aynı şehrin iki takımının karşılaşması lazım ama karımın günahı yok; bütün medya yıllardır aynı yanlışı yapmakta.) Maçı seyredip gerilmek yerine hayranlık duyacağım bir şeyleri izlemeyi ve eğlenmeyi yeğledim!

Yarışma başladığından beri çok ilgimi çekiyordu. Elemelere kimler katılmıştı, kimler..? Sahneye çıkıp Rock’n Roll yapan dedeler mi, tavuk taklidi yaparak gıdaklayan amcalar mı? Özgün dans gösterisi yapan (yaptığını sanan) tombul tombul kızlar mı? Onlardaki medeni cesarete şahit oldukça, şaşkınlıktan dudaklarım uçukluyordu. Çünkü biz millet olarak böyle bir şeye pek alışık değiliz. Başka ülkelerde egosantrik insanlar ortalığa çıkıp utanmadan sıkılmadan abuk subuk hareketlerle maharetlerini gösterebiliyorlar da biz de daha zor olur bu işler diye düşünüyordum… Çünkü bize daha çocukken büyüklerin olduğu ortamlarda falan sessiz sedasız oturmak tembihlendi hep. Hatta komik bulduğumuz bir şeye katıla katıla gülmeye kalktığımızda erkeksek  “karı gibi gülme”,  kız isek  “kızım biraz ciddi ol” uyarıları almadık mı sıkça? Hem biz acıları sevinçlerinin önünde giden bir milletiz. Belki de bu yüzden bu tür eğlence/show programları hep yabancıların elinden çıkıyor. Sonra telif hakkı ödeterek bize satıyorlar. Ama biz de güzel kopya(!) ediyoruz.

Bu akşam kim kazanırsa kazansın hak etmeyen olmayacaktı. Son12’ye kalanların hepsi çok iyiydi. Ben içlerinden 2 tanesine ayrı sempati duyuyordum. Biri Michael Jackson’u süper iyi taklit eden 13 yaşındaki Kaan Baybağ’dı diğeri de “Popping”ci (bunun da bir tür dans çeşidi olduğunu bu yarışma sayesinde öğrendim) iki sempatik genç Bilal ve Uğur…

Bilal ve Uğur ikilisi kazandı. Her defasında gösterilerini izlerken “keşke bitmese… biraz daha sürse” dedim. Ve ilk defa bir yarışma beni bu kadar oyaladı ve heyecanlandırdı. Hatta ilk kez SMS bile yolladım bir yarışma uğruna… Hem de yukarıda saydığım her iki yarışmacı adına da yolladım. Kaan’ın birkaç hafta evvel bir gösteriden sonra konuşmaya çalışırken kekelemesi üzerine kendisine mikrofon uzatan genç kızın ona “heyecanlanma, sakin ol” demesine karşılık  kendisini zor zar da olsa toplayıp Yok! Ben her zaman kekeliyorum demesini unutamıyorum mesela… Onun o saflığı ve müthiş samimiyeti karşısında gözlerim dolmuştu. Yaşlanıyorum besbelli.

Acun, yine herkesin ilgisini çeken bir yapıma imza atmış oldu. Bravo! Her yeni programında daha çok sempati duyuyorum ona da; çünkü son yıllarda hızla zenginleşmesine ve ünlenmesine rağmen tevazudan ve doğallıktan asla ödün vermiyor ki, sırf bu yönüyle bile takdiri hak ediyor bence. Show işinin kameralar karşısında yavşamaya gerek olmadan da gayet güzel yapılabileceğini gösteriyor tüm Türkiye’ye.

Belki bu yarışmada bir tek şeyi eleştirmek lazım: O da, aylar süren seçmelerden sonra, önce yarı finale sonra finale kalan 12 yarışmacı içinden sadece birisinin tüm ödülü tek başına alıyor olması. Yani, yarışmanın ödülü olan 500,000 TL pek âlâ ilk üç sırayı alanlar arasında da paylaştırılabilirdi. Ne bileyim, birinciye 250,000 ikinciye 150,000 üçüncüye 100,000 TL ödül verilse 500,000 TL’nin yarışma boyunca yankısı yine olurdu ama aynı zamanda da adil bir dağılım sağlanmış olurdu gibime geliyor.  Çünkü bu yarışmaya duyulan ilginin yüksekliğinin (hem izleyici hem de yarışmacı açısından) birinci olacak kişinin tek başına alacağı paranın çokluğundan kaynaklandığını sanmıyorum.

Neyse, başta da dediğim gibi, onlar yarıştı ben heyecanlandım… Haftalardır her Pazar bu yarışmayı izlerken en sık kullandığım ve artık kızlarımın duydukça “Ay! Anladık babaaa!” dediği cümlem şuydu:

Vay be ! Ne yetenekler varmış bizde de…

Reklamlar

1 Yorum

Filed under Uncategorized

One response to “Yetenek Onlarda, Heyecan Bende…

  1. my

    Bazi asosyal yorumcular gibi baslayayım:
    Seyretmedim ama Acun konusunda -ki hayat hikayesine bakınca bir kez daha seversiniz onu-kesinlikle hak veriyorum. Ödül konusunu da destekliyorum; ‘kim 500 milyar ister’ benzeri tamamen bireysel olan yarışmalar dışında pastayı bolüşmek insanları daha adil şekilde mutlu eder, ‘ve önemlisi ikinci-üçüncüyü yıkmaz, mutlu eder’ diye düşünüyorum. Bu da bir kişinin bilinç kaybedebileceği bir mutluluk yerine daha normal dağılmış, rasyonel uçlu mutluluğa götürür bizi…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s