Reklamcıları Kızdıracak Bir Yazı…

Benim reklamlar konusunda çok uçuk bir fikrim var ama onu yazının sonlarına saklayayım.

Önce, Capital dergisinin geçen ayki sayısından konumuz ile ilgili bir haberi özetleyeyim (ki, uçuk fikrimi zihnimde depreştiren de o yazı oldu zaten)

Krizde reklam sektörü küçülmüş(müş) ve geçen yılı 2,8 milyar TL (yaklaşık 2 milyar dolar!) olarak kapamış. Bu yıl ise yeniden toparlanarak 3,1 milyar TL’yi aşması bekleniyormuş. Bu arada bir bilgi vereyim: Türkiye’nin toplam bütçe açığı 35 milyar dolar civarında. Yani bir yılda reklama harcanan para ülkemizin bütçe açığının %6’sına yakın. Bunu şimdilik aklınızın bir yerinde tutun please…

Bu arada sürekli internet üzerinde dolaştığınıza ve orada rastladığınız reklamlara aldanmayın; internete verilen reklamlar için harcanan para toplamda harcanan 3 milyar TL’nin %4’ü bile etmiyor(muş). Baksanıza, ben bile bu muhteşem sayfa için -ünlü markalar sırada bekliyor olmasına rağmen!- reklam almama konusunda hâlâ direniyorum! (Ciddi bir yazıyı sulandırmak üzereyim yine; farkındayım) Asıl para TV reklamlarında dönmeye devam ediyor(muş). Bir yıl boyunca gerçekleşen toplam reklam harcamalarının yarısından çoğu (%55) TV ekranlarında gösterilen reklamlara gidiyorumuş. (Plaza Gurusu olarak bir gün televizyona çıkınca toplayacağım reklamları!)

Türkiye Reklam Konseyi Başkanı ve Uluslararası Reklamcılık Derneği (IAA) Türkiye Bölüm Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ (Doğan Yayın Gurubu İcra Kurulu Başkanı; Ee! Herhalde Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmenini oraya koyacak değillerdi!) reklam bilincinin önümüzdeki yıllarda giderek artacağına işaret etmekte (yazıda M.A.Yalçındağ’ın sadece vesikalık bir resmi gözüktüğü için bunları söylerken ellerini ovuşturup ovuşturmadığını göremyorum; o konuda günahını almayayım.)

2009’da Türk Reklam Sektörüne En Çok Hizmet Edenler (Yani En Fazla Reklam Verenler) sıralamasında ilk 15 şirkete de bir bakalım:

1) Unilever

2) Vodafone

3) Arçelik

4) Turkcell

5) NNR Pazarlama

6) Ülker

7) Benckiser

8 ) Coca-Cola

9) Akbank

10) Sağlık Bakanlığı

11) P&G

12) Evyap

13) Garanti Bankası

14) Eti

15) Avea

Çağımız iletişim çağı… İlk 15 şirketin içinde 3 tane “telefoncu” var; bunu yadırgamadım da Sağlık Bakanlığı’nın bu listede yer almasına şaşırdım doğrusu. Umarım bunda bir çapanoğlu yoktur.

 

Evet… Geçelim benim uçuk fikrime… Tüm zamanların en komünist iddiasını duymaya/okumaya hazır mısınız?

Ben, yıllardır şu soruyu soruyorum kendime: (bil-mem ki bu dün-ya-ya ben ni-ye geel-diim! Yok… Tabi ki, bu değil sorduğum soru… Aklım bir an, o güzel şarkıya gitti) Acaba reklam olayı tamamen yasak olsaydı, hiçbir marka hiçbir mecrada reklam veremiyor olsaydı, ne değişirdi? Gerçekten ne değişirdi? Markaların bugünkü dağıtım ağına sahip olduklarını, onları yine her zaman bulduğunuz raflarda buluyor olduğunuzu düşünün, tüketilmede çokluk sıralamaları değişir miydi sizce? Üretici firmaların büyümeleri belki gecikirdi ama gerçekten tüketiciyi “yakalayan” onun ihtiyaçlarına en uygun ve en hesaplı ürünü sunan şirketler yine göreceli olarak bugün oldukları yerde olmazlar mıydı? Çünkü, kalite-fiyat oranını doğru piyasalarda doğru yere oturtmuş markalar kapitalizmin o meşhur “görünmez el”i sayesinde hak ettikleri yeri bulurlardı diye düşünüyorum. Diyeceksiniz ki, o zaman Coca Cola bu kadar bilinir miydi? Turkcell bu kadar büyür müydü? Veya Mavi Jeans Amerika’ya kadar uzanır mıydı? Bence uzanırdı, ama daha geç uzanırdı. Bizim için, tüketici için ne fark ediyor ki? Mavi Jeans Amerika’ya gitmedi diye de üzülmeye gerek yok o zaman Lee, ya da Lewis da buraya geç/zor gelirdi… Piyasalar tüm ürünlerde marka saturasyonunu (konumuz reklamcılık ya, daha havalı olayım diye “saturasyon” dedim; doygunluk yani) bir şekilde sağlardı diye düşünüyorum. Yani gerçekten iyi olan ürün eninde sonunda tüketiciye kavuşur(du) görüşündeyim. Hatta bence tüketici olarak bizler o zaman daha sağlıklı kararlar verirdik. Şimdi evimizin her odasına girmiş ekranlardan beynimizi yıkayan, sokağa çıktığımızda rastladığımız “açık hava” reklamlarından etkilenmemek mümkün mü? O reklamlar sayesinde/yüzünden belki de hayatta para vermeyeceğimiz ürünler için neredeyse çalıp çırpmaya, rüşvet almaya razıyız. Zaten bu durumu çok güzel özetleyen ve aslında illet olduğum bir deyiş de var. “Reklamın iyisi kötüsü olmaz; reklam reklamdır!” Sanki bu cümlenin ardından gelen ama yıllardır söylenemeyen bir cümle daha var gibi: Reklamın iyisi kötüsü olmaz, nasıl olsa tüketicilerin hepsi enayi!

Ooo! Öyle kaptırmışım ki, hayatımın en uzun paragrafını yazmışım! Ne rahatlama ama! Yazdıklarımı saçma bulanları bu sayfadan kaçırmadan önce lafı şöyle bağlasam:

Canım kardeşim, güzel bacım, Lacoste’unu, Burberry’ni, Louis Voittone’unu hava ata ata koluna takıp yürüyorsun iyi, güzel de… Senin gibiler yüzünden markaya önem vermeyip sadece kaliteli ürün almak isteyenler de daha fazla para ödüyor!

– Aa! An- la-ma-dııım!

– Canım kardeşim, bu reklamların parası diyorum, kimin cebinden çıkıyor diyorum..!

Reklamlar

1 Yorum

Filed under Kapitalizm

One response to “Reklamcıları Kızdıracak Bir Yazı…

  1. kasif

    Benim en “hasta” olduğum reklam:
    Beymen ile FARK EDİLİRSİNİZ…
    İnsanlık adına bundan daha utanç verici bir slogan hatırlamıyorum…
    Neyse… Gene iyi toparlamışsınız.
    Sevgiler.
    kasif

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s