Keyifsiz bir “Sevgililer Günü” Yazısı…

Eskiden bu kadar önemli değildi “Sevgililer Günü”.

Eğer “sevgili” isek her gün kutlu ve mutluyduk zaten… Şimdi de öyle olabilir ama sanırım biz o zaman bunun daha çok farkındaydık. Hatta o zaman hem sevgilimizin hem de birilerinin “sevgili”si olmanın kıymetini daha çok bilirdik.

Tıpkı bir dolu başka şeyin kıymetini daha iyi bildiğimiz gibi.

Komşularımızın, cep harçlıklarımızın, okul arkadaşlarımızın, kuzenlerimizin, sevdiğimiz şarkıların, onları kaydetmekten keyif aldığımız kasetlerimizin…

Şimdi komşularımız yok, komşulara gidip gelmelerimiz de… Annelerimizin komşuları var ve nesilleri tükenen iyilik abideleri gibiler. Annemizi ziyarete gittiğimizde karşımıza çıkıyorlar ve kendi komşularımızda değil, onlara rastladığımızda dolaşıyoruz o sıcak duyguların kıyılarında.

Cep harçlıklarımız da yok artık, koca koca adamlar olduk çünkü. Maaşlarımız var, hem gizli tutmaya çalıştığımız hem de bizden daha az kazandığına inandığımız birileriyle karşılaştığımızda egomuza malzeme olsun diye bir şekilde belli etmeye çalıştığımız maaşlarımız. O yüzden de bir partide, bir yolculukta veya bir lokantada birileriyle ilk kez karşılaşıp tanıştığımızda daha ilk beş cümle tamamlanmadan sorulan sorulardan biri mutlaka “Siz ne iş yapıyorsunuz?” sorusu oluyor. Bu sorunun asıl amacı ne işle uğraşıldığını falan öğrenmek değil asla, ne kadar kazanıldığı asıl mesele ve derdimiz onu tahmin etmek. Eskiden birisiyle yeni tanıştığımızda asla aklımıza gelmezdi, “Baban sana kaç para harçlık veriyor?” diye sormak! Eğer henüz bir iş sahibi değilsek, genç bir öğrenciysek mesela, o zaman da cep harçlığının yerini cep telefonlarımız almış durumda. Hangi model cep telefonu kullandığımız karşımızdakine cep harçlığımızın miktarı konusunda en büyük ip ucunu vermekte çünkü.

Okul arkadaşlarımızın yerini de iş arkadaşları aldı ki, onlara da iş olsun diye “arkadaş” denildiğini düşünüyorum. Herkesin birbirinin kuyusunu kazdığı bir ortamda doğan bir ilişkiye “arkadaşlık” demek için ya günümüz iş dünyasının ger(ç)eklerinden nasibini almamış kadar saf ya da profesyonelliğin doruğuna ulaşmış(!) bir riyakar olmak gerek.

Kuzenlerimize gelince, eskiden ne metro, ne deniz otobüsü, ne de her ailede ortalama ikiye varan sayıda otomobil vardı ve biz yine de 2-3 araç değiştirerek de olsa atlardık bir otobüse/dolmuşa gider buluşurduk kuzenlerimizle… Şimdi altımızda son model arabalar olsa da, buluşmaya, yüz yüze görüşmeye ne enerjimiz, ne de özenimiz var. Şimdi web-cam’lerle gideriyoruz bu hasreti… Hoş! Böyle bir hasretlik çektiğimizden de pek emin değilim. Kullanmakta olduğumuz statü sembolü araçların bir üst modeline sahip olmaya duyduğumuz o bitmek tükenmek bilmeyen özlem ve onun getirdiği koşuşturmanın önünde durabilen kuzene aşk olsun!

Ve şarkılar, şarkılarımızı itinayla kaydettiğimiz, üzerine notlar yazarak sakladığımız 60’ar dakikalık kasetlerimiz… Raflar ve kutular dolusu kasetlerimiz… Arada bir elimize 90 dakikalık boş bir kaset geçti mi kendimizi dünyanın en şanslı kişisi sayardık. Şimdi yüzlerce şarkıyı parmak kadar bir alete sığdırabiliyoruz diye pek mutluyuz!

Sevgililer Günü vesilesiyle istisnasız her vitrinine kalp resimleri çizilmiş olan, kırmızı kırmızı kalp maketleriyle süslenmiş alışveriş merkezlerinden birinde (ki bu hafta sonu eminim bütün alışveriş merkezleri aynı durumdadır) gezinirken bunları düşündüm.

Her şey o kadar buram buram ticaret koyuyor ki, insan o dükkanlardan sevgilisine bir şey almaya kalktığında kendi sevgisinin saflığından şüpheye düşebilir. Zaten, şöyle geriye yaslanıp gözlemlediğinizde adeta “kalbin ayağa düşmesi” gibi bir durum ile karşı karşıya olduğunuzu görüyorsunuz ki, çok illet bir durum. Gençler de görebiliyor mu bunu, emin değilim. Keşke, alışveriş merkezlerinin girişinde bu haftasonu sevgililer günü vesilesiyle dağıtılan promosyon ve broşürlerin yanında bir de tek soruluk bir anket yapsalardı gençlere:

Eyy güzel kız /yakışıklı çocuk, gelecek yıl 14 Şubat’ı yine aynı kişiyle kutlayacağına ne kadar inanıyorsun?

Reklamlar

7 Yorum

Filed under İlişkiler

7 responses to “Keyifsiz bir “Sevgililer Günü” Yazısı…

  1. MC

    Engin Ardıç güzel yazmış bugün. 14 Şubat Çiçekçiler ve Kuyumcular Bayramı diye… Pek güzel demiş bence…

  2. un-plaza

    Zaten ilişkilerin samimiyet dozu azaldıkça, bu tür “zorlama özel” günlerin önemi ters orantılı olarak artıyor. İnsanlar azalan maneviyatlarını telafi etmek için özel vesilelere daha fazla sarılıyor.

    Avrupa ve Amerikalı birçok ailede aile bağları oldukça zayıflamış olmasına karşın, senede bir defa Noel tatilinde hediyeler alınır, aileler ziyaret edilir ve böylelikle sene boyu ilgisizliğin “telafisi” sağlanır.

    Geleneğimizde hiç olmayan “Sevgililer Günü”nün ekonomiye hareketlilik kazandırmaktan başka ne faydası ve anlamı var ki?

  3. atilla

    Sevgili plazagurusu,
    Harika bir tespit. Kimler bizi bu hale getirdi malüm ama kim çıkaracak işte orasını bilmiyorum.
    Ellerine sağlık

  4. curly

    Başlıkta “keyifsiz” demişsiniz ama keyifle okudum yazdıklarınızı…
    Birilerinin farkında olması!!!!
    Teşekkürler.

  5. breeze

    Sürü psikolojisi işte! Aslında hiç de boş bir özdeşleştirme değil; zira, bir köyde, 480 koyunluk sürüden bir koyun uçurumdan atlamış ve bütün sürü o koyunu takip etmiş. 450 koyun ölmüş, kurtulanlar ise, ölü koyun yığının üstüne düştükleri için kurtulmuşlar… Bence şu “sevgililer günü” durumu aynen böyle…

  6. sb

    Parayla, pahalı hediyelerle, gösterişle ölçülen sevgiler… Hic olmaması daha iyi zaten. Özellikle sevgililer gününde yalnız olanlar için iyi bir teselli olmuş bence bu yazı.

  7. sidikli kontes

    Sevgili Guru,
    Siz çok güzel ifade etmişsiniz, kaleminiz dert görmesin.

    Yoruma yorum yazılır mı bilmiyorum ama, şu koyun hikayesi de harika 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s