Monthly Archives: Şubat 2010

Bakış Açısı

Bir profesör test sorusu olarak öğrencilerinden bir karıncanın çevresindeki hayvanları nasıl ayırabileceğini düşünmelerini ister.
Çıkan  sonuç:  Karınca, hayvanlar alemini iki sınıfa ayırmaktadır.

 

1) Aslan, kaplan ve çıngarıklı yılan gibi şefkatli ve iyi huylu hayvanlar…

 

2) Tavuk, ördek ve kaz gibi yırtıcı hayvanlar..!

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Bir Çin Atasözünün Deformasyonu

Bir saatliğine mutlu olacaksanız şekerleme yapın…

Bir günlüğüne mutlu olacaksanız balık avlamaya gidin…

Bir aylığına mutlu olacaksanız evlenin…

Bir yıllığına mutlu olacaksanız bir servete konun…

Bir yaşam boyu mutlu olacaksanız işinizi sevin…

Bir Çin Atasözü

……………..

Plaza İnsanına uyarlanmış hali
Bir saatliğine mutlu olacaksanız, Cesar Salatası yemek için öğlen dışarı çıkın…

Bir günlüğüne mutlu olacaksanız ay başını bekleyin…

Bir aylığına mutlu olacaksınız aylardır flört ettiğiniz iş arkadaşınızla yatın…

Bir yıllığına mutlu olacaksanız başka bir plazada biraz daha iyi unvanlı bir iş bulun…

Bir ömür boyu mutlu olacaksanız kendinize hobi(ler) edinin…

Yorum bırakın

Filed under Plaza Yaşamı, Psikoloji

İbret-i (profesyonel) Âlem İçin…

Eyy! Plaza İnsanı, hiç kusura bakma ama poponu yırtsan, aşağıda beyan edilen malların 10’da birine dahi sahip olamadan göçüp gideceksin.

 “Ohh! Olsun sana!” derim, başka bir şey demem.

İşte Can Yücel’in (muhteşem) mal beyânı:

1- Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen

2- Gökyüzünde bir bulut

3- Bitlis’te beş minare

4- Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili

5- Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı

6- Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü

7- Palandöken’de bir palan, iki döken

8- Kastamonu’da üç kasto

9- Üç fay hattı

10- Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma

11- Dünyada mekân

12- Ahirette iman

13- Denizde kum

14- Uzayda yerçekimsizlik

15- Bir çuval gazoz kapağı

16- Bir kibrit kutusu sigara izmariti

17- On sekiz saç biti

18- Biri İngilizce 6 adet küfür

19- Yirmi tane boş naylon poşet

20- Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht

21- Bir sürü saç sakal, kıl, tüy, yün

22- Üç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank

23- Bir ayakkabı çekeceği

24- İki büyük taş kütlesi

25- Bir adet ağaç gölgesi

26- Üç kuş kanadı sesi

27- Bir sürü kedi köpek

28- Bir marmara denizi

29- Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci

30- Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu 

31- Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili

32- Nakit 15 kuruş

33- Anne babadan kalma, yarısı yaşanmış bir ömür…

 

Not:  4,  26  ve 33 benim favorilerim.

2 Yorum

Filed under Plaza Yaşamı

Öyküdeki Köylülere Öykünmek…

Yüzyıllar önce bir keşiş bazı araştımalar yapmak için bir köye gider. Önce o köyün mezarlığını ziyaret eder çünkü orada yaşayanlara ait kültürlerin, yaşam felsefesinin böyle yerlerde gizli olduğuna inanır.

Gözleri birden mezar taşları üzerindeki rakamlara takılır. Mezar taşlarında, 867, 903, 2003, 4293, 8, 183 gibi birbirleriyle alâkası olmayan rakamlar yazılıdır. Keşiş bu rakamların ne anlama geldiğini bir türlü çözemez ve köyün en bilge kişisine giderek ona sorar:
“Nedir bu rakamlar tanrı aşkına! Bunlar ayı mı, yılı mı, saati mi, neyi göstermekte?”

Bilge kişi gülümseyerek yanıtlar: Bizim köyde bebeklerimiz doğduğu zaman bellerine bir ip bağlarız ve yaşamı boyunca her güldüğünde belindeki ipe bir düğüm atarız. Öldüklerinde ise bellerindeki düğümü sayar, çıkan sayıyı mezar taşına yazarız.

Keşiş hâlâ anlamamıştı; bilge kişi bunu fark edince devam eder:

“Böylece onun ne kadar yaşamış olduğunu hesaplarız!”

Yorum bırakın

Filed under Uncategorized

Mars Stresi, Venüs Stresi, John’dadır Bunun Reçetesi

Erkekler Mars’tan, Kadınlar Venüs’ten Gelmiştir” adlı kitabı bugüne kadar yeryüzünde 40 milyon kişi okumuş (kitabın isminin etkisinden olsa gerek, sanki gökyüzünde de okuyucu varmış gibi giriverdim cümleye!).

Siz hâlâ o 40 milyondan biri olamadıysanız eğer, aynı yazarın (John Gray) bir başka kitabından söz edeyim; bari onu okuyun. Hele ki, kariyer peşinde koşturuyorsanız…

J. Gray “İş Yerinde İstediğinizi Nasıl Elde Edersiniz?” adlı kitabında yine cinsiyet ayrımına dikkat çekmiş. Özellikle, kadın-erkek arası algı farklılaşması konusunda neredeyse hiç gri alan bırakmamış (o da kendi soyadından etkilenmiş olsa gerek!) 🙂

Kitaptan bazı bölümleri zaman zaman buraya aktarabilirim; okumaya üşenen tembel plaza insanına “hap” niyetine…

Örneğin bugün, John Gray’in stres konusunda tespitlerini aşağıya özetleyeyim.

Yazara göre stresle başa çıkma konusunda kadınlarla erkekleri ayrı ayrı değerlendirirsek daha başarılı olur, kariyer basamaklarını daha hızlı çıkabilirmişiz.

Kadınların, stresle kolay başa çıkması için ihtiyaç duydukları duygularla erkeklerinki farklıymış.

 

Kadınlar 

1) Önemsenme

2) Anlayış

3) Saygı

4) Müdahil edilme

5) Onaylanma

6) Emniyet

gibi hisleri doyurulduğunda stresi daha kolay yenerken

  

Erkekler

1) Güven

2) Kabul görme

3) Takdir edilme

4) Beğenilme

5) Tanınma

6) Cesaretlendirilme

gibi duygular sayesinde stresin üstesinden daha kolay geliyorlarmış.

Yorum bırakın

Filed under Kariyer, İş Hayatı

Para İnsanı Maymuna, Maymunu da İnsana Çevirebiliyor!

Keith Chen, Yale Üniversitesinde ekonomi bölümünde görev yapan bir profesör.

Keith Chen’in araştırması, maymunlara, para kullanmayı öğretmek ve bunun sayesinde topladığı bilgileri, bizlerin yani insanların, para ile olan ilişkisini karsılaştırıp, çeşitli sonuçlar çıkarmak. Araştırma, Yale Üniversitesinin maymun laboratuarında başlıyor. Bu laboratuarda 7 adet capuchin maymunları, bir ana ve birçok küçük deney kafeslerinde, para kullanmayı öğreniyorlar. Para olarak, gümüş renkli, somun kullanılıyor. Süreç gayet basit. Ana kafesten bir maymun alınıp, deney kafesine koyuluyor. Bu maymuna para adını verdikleri somun veriliyor. Maymun öncellikle bu somunu kokluyor, ağzına götürüyor. Bu aşamada bir tepsi içinde çeşitli yiyecekler getiriliyor: elma, üzüm ve jell-o. Amaç, bu 7 maymunun her birinin sevdiği yiyecek türünü bulmak ve bu yiyeceği elde etmek için parayı kullanmalarını sağlamak. Deney kafesindeki maymun elmayı seçiyor. Araştırmacılar, maymuna elmayı vermeden önce, elinden parayı alıp, maymuna yiyeceği veriyorlar. Bu süreç haftalarca sürüyor ve maymunlar birkaç hafta sonra, ellerindeki somunun yani paranın gücünü anlamaya başlıyorlar. Maymunlar paranın kullanımını; araştırmacılar, en çok tercih edilen yiyeceği öğrendikten sonra, yeni bir süreç başlıyor: fiyatlandırma.

Bu yeni süreçteki amaç, maymunların, biz insanlar gibi rasyonel kararlar verip vermediğini bulabilmek. Böylece araştırmacılar, birçok maymunun tercihi olan jell-o’nun fiyatını iki somun, elmanın fiyatını yarım somun ve üzümün fiyatını ise bir somun yapıyorlar. Buldukları sonuç ise gerçekten ilginç. Maymunlar, deney sırasında, biz insanlar gibi para harcama konusunda çoğu zaman rasyonel davranıyorlar. Parasını, en çok yiyecek alabileceği şekilde harcamaya başlıyorlar. Maymunlar, 1 somun verip, 2 dilim elma almayı, fiyatı 2 somun olan bir adet jell-o’ya tercih etmeye başlıyor.

Buraya kadar her şey güzel! Günlerden bir gün, yine ana kafesten, deney kafesine alınan maymun, deney kafesindeki bir tepsi içinde bulunan 12 somunu görüp, aniden çılgına dönüyor. Paraların bulunduğu tepsiyi kapıp, ana kafese fırlatıyor ve kendisini de ana kafese atıyor. Ana kafesteki bütün maymunlar bir anda gökten para yağdığını görüp, yere düşen paraları kapışmaya başlıyorlar. Levitt, bunu yazısında maymun tarihinde gerçeklesen ilk “banka soygunu”(maymunun tepsiyi çalması) ve “hapishane kaçışı” (maymunun deney kafesinden, ana kafese kaçışı) olarak tanımlıyor.

Bütün bu kaos içinde araştırmacılar, ana kafesteki maymunlardan parayı geri almaya çalışıyor. Olay biraz yatıştığı bir anda Keith Chen, hiç görmemeyi tercih ettiğini söylediği bir olaya şahit oluyor: Erkek maymunlardan biri, dişi maymunlardan birine yaklaşıp, ona elinde bulunan somunlardan birini veriyor ve bunun karşılığında dişi maymun, erkek maymunun seks teklifini kabul ediyor! İşin ilginç yanı bu iki maymunun “işi” bittikten sonra, dişi maymun “kazandığı” parayı araştırmacıya getirip, bununla üzüm almaya çalışıyor. Chen, bu olayı maymun tarihindeki ilk ” fuhuş” olarak tanımlıyor.

Üniversitenin araştırma etik bölümü, maymunlar üzerinde yapılan para araştırmasının, maymunların yaşam koşulunu, değerlerini ve gündelik yaşamlarını tamamen değiştirdiği ve zedelediği gerekçesiyle, araştırmayı iptal edip, maymunlara para verilmesini yasaklıyor.

………..

Yaşamda etik bölüm diye bir bölüm yok. Öte yandan yaşamda, içinden para geçmeyen bölüm de neredeyse kalmadı gibi bir şey. O yüzden paranın maymunu olmamak gitgide zorlaşıyor.

Ya, bizler de başka bir enerji türünün sürdürdüğü binlerce yıllık bambaşka bir araştırmanın kobaylarıysak! Ya, bir gün o enerji türü, tam da biz biriktirdiğimiz paraları sayıp dururken, kaplayıp gök kubbemizi, koca koca harflerle

GAME OVER ! Sizin tür beş para etmezmiş  yazarsa ne olacak?

1 Yorum

Filed under Psikoloji

İyilik Ne Yana Düşer Usta, Kötülük Ne Yana..?

Leonardo Da Vinci “Son Akşam Yemeği” adlı tablosunu tamamlarken büyük bir güçlükle karşılaşmış.

“İyi”yi İsa’nın bedeninde, “Kötü”yü de İsa’nın arkadaşlarından biri olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmeyi planlıyormuş. Ancak bu iki öğeyi bir türlü tamamlayamıyormuş.

Resmini yarım bırakarak İsa ve Yahuda’ya modellik yapabileceğine karar vereceği kişileri aramaya koyulmuş. Bir gün bir koronun verdiği bir konser sırasında korodakilerden birinin İsa’nın tasvirine çok uyduğunu fark etmiş. Onu poz vermesi için atölyesine davet etmiş ve sayısız taslak ve eskizler çizmiş.

Aradan 3 yıl geçmiş. “Son Akşam Yemeği” neredeyse tamamlanmış; ancak Leonardo Da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bir türlü bulamamış.

Leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali ise, resmi bir an önce bitirmesi konusunda Leonardo’yu sıkıştırmaya başlamış.

Günlerce aradıktan sonra Leonardo, vaktinden önce çökmüş genç bir adama rastlamış. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarlarına yığılmış vaziyette sokaklarda yaşıyormuş.

Leonardo yarımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söylemiş; çünkü artık taslak çizecek vatki kalmamış.

Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağı kaldırmışlar. Zavallı, başına gelenleri anlamamış bile…

Leonardo adamın yüzünde görünen inançsızlığı, günahı, bencilliği resmetmeye başlamış.

Leonardo işini bitirdiğinde o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açmış ve o harika duvar resmini görmüş!

Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle “b e n  b u  r e s m i  d a h a  ö n c e  g ö r m ü ş t ü m!” demiş.

Leoanordo da Vinci daha çok şaşırmış ve “ne zaman?” diye sormuş.

“Elimde avucumdaki her şeyi kaybetmeden önceydi,  o sıralarda bir koroda sarkı söylüyordum ve pek cok hayalim vardı. Bir ressam beni Isa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti!”

Kıssadan Hisse: İyi ve kötünün yüzü aynıdır. Her şey insanın yoluna neyin ne zaman çıktığına bağlıdır.

Plaza Gurusu’nun Önerisi:  Siz, siz olun, gözü dönmüş amirlerinize, yalaka mesai arkadaşlarınızı yargılamayın; onları bu hâle getiren şey kariyer yolu ve o yol uğruna yaşadıklarıdır. 😉

………………………

İnançsızlığın Anatomisi (Kemal Ural) adlı kitaptan…

2 Yorum

Filed under Kariyer, İş Hayatı